
Güzel sanatlar fotoğrafçısı Ömer Öztürk, renkleri farklı görmenin ince detaylara odaklanan görüntüler oluşturmasına nasıl yardım ettiğini anlatıyor.
Renk algısı ile duygu arasında güçlü bir bağ vardır. Farklı renklerin bizi nasıl etkilediğine dair psikolojik teoriler mevcuttur. Kültürler arasında farklılık gösterse de, genellikle yeşil veya mavinin sakinleştirici olduğu, buna karşın, kırmızı veya turuncunun uyarıcı olduğu, hatta bizi acıktırdığı düşünülür! Bu fikirler, giysi seçimlerimizi, evlerimizin dekorasyonunu ve fotoğrafçılık söz konusu olduğunda, çektiğimiz görüntüleri etkiler.


AKLIN ve KALBİN
uzantısıdır
Bir filmin güzelliği, o filmden akıllarda kalan kareleri kadardır. İyi bir fotoğraf ise, bir
hakikati anlatan, ruha dokunan, ve izleyiciyi bunu gördüğü için farklı kılandır.
Ve fotoğrafçılık ‘Tek kelime ile etkili olma’ halidir.
Bir fotoğrafçıysa kamerasının soğuk, mekanik bir alet olmadığını kanıtlama ihtiyacında
hisseder. Kalem gibi fotoğraf makinası da, kendisini kullanan kadar iyidir. Ve o kişinin
aklının ve kalbinin uzantısıdır.

Altın Şehir Prag
Bu kareyi prag’ın astronomik saat kulesinin tepesinden, 70 metre yükseklikten çekiyorum.

Atina'da bir Roma Agorası
Roma döneminde inşaa edilen, zamanının en ihtişamlı Agorasının kalıntıları arasındayım.

Analog makina kullanımını teşvik etmek, bu duyguyu yaşamayı özlemiş veya yaşamakta olanlara destek amacıyla satın alınan her fotoğraf için, farklı fotoğraf sanatçılarına, 36’lık film hediye edilecektir. Ortaya çıkacak yeni fotoğraf kareleri fotoğraf sanatının ve geçmişinin yaşamasına bir geri dönüşüm kaynağıdır.
Follow Us
Ancak herkes renkleri aynı şekilde algılamaz. İstanbul'da yaşayan güzel sanatlar fotoğrafçısı Ömer Öztürk, yeşilin tonlarını görmede zorlanma anlamına gelen, döteranopi adı verilen bir durumla doğmuş. Ancak görme yetisinin diğer insanlara kıyasla ince detayları, ince kontrastı ve farklı dokuları tanımaya daha yatkın olduğunu fark etmiş. Bu özelliği, fotoğrafçılık alanında bir uzman olarak ona çok faydalı olmuş.
İnsan karşısındakiyle bir sohbette, bir konuda konuşurken şu diyebiliyor; seni tüm kalbimle anlıyorum. Ama ben aynı kareye bakarken tamamıyla aynı şekilde gördüğümüzü söyleyemiyorum. Aynı şekilde görmektense, aklın birbirini anlamasını, kalbin bir biri için atmasını tercih ederim.
Fotoğraf karelerimi güzel gözlerinize, fotoğraflar için yazmış olduğum metinleri de kalbinize,
bu metinlerdeki bilgiler ile, kitabın tasarımı ve içeriğinin aklınıza iyi gelmesini dilerim.